ÖSS HAMURUNU YOĞURMAYA DEVAM

YÖK Başkanı’nın yaptığı açıklamalar sistem üzerine tartışmaları yeniden alevlendirdi.

Daha önce yapılan açıklamalar çerçevesinde bazı yorumlarda bulunmuştum. Ancak yeni açıklamalar bu konuda yeniden bir yazı yazmayı elzem kıldı.

Ortaya konulan sistemin ne olduğunu anlamadan, sistemi sorgulamadan, ideolojik saplantılarına mahkûm olmuş bir takım zevat hemen ortalığı velveleye vermeye başladı.

Bunların asıl sıkıntısı meslek liselerinin önündeki katsayı engelinin bu sistemle kaldırılıyor olması. Tabii bunu düşünürken dertleri ne öğrenci ne de eğitim. Tek dert meslek lisesi, özellikle de imam hatip lisesi öğrencilerinin önünün açılıyor olması.

Rakamsal olarak vereyim daha iyi anlaşılsın. 2007 ÖSS’de lise son sınıflar düzeyinde imam hatip, Anadolu imam hatip okullarından sınava giren öğrenci oranı toplam rakama göre % 2,5 bile etmiyor.

Moda ifadeyle ben de diyeyim: Velev ki daha fazla etsin. Bu çocuklar Anadolu insanının çocukları değil mi? Vatan-millet düşmanı mı bunlar? Bir eğitimci nasıl böyle bakabilir öğrencilere, şaşıyorum.

Bir diğer takıntı da dershaneler… Yok neymiş, dershaneye giden öğrenci sayısı artarmış…

Dershaneler niye bu kadar rahatsız ediyor? Diyelim ki dershaneleri kaldırdın –ki böyle bir şey Türkiye’nin şu anki şartlarında çok çok zor– sorun çözüldü mü?

Eğer öğrenciler arasında filtre uyguluyorsan, eleme ve sıralama yapıyorsan, ülke şartları buna mecbur kılıyorsa dershaneciliği kaldıramazsın.

Dershanelere harcanan paraları her sene hesaplayıp açıklıyorlar. Ee tamam, o zaman çözüm üret bakalım! Çözüm yok, sadece eleştiri var.

Dershaneler olmazsa eğitim kalitesi düşecektir.

Dershaneler okulların alternatifi değil, tamamlayıcısıdır.

Dershaneler öğrencinin belli hedeflere yoğunlaşmasını sağlayan bir ortam oluşturmaktadır.

Dershaneler olmazsa veliler çocuklarına özel ders aldıracak, bu şekilde kayıt dışı ekonomik yapı daha da güçlenecektir.

Her öğrencinin özel ders alma imkânı olmayacağı için, maddi imkânları fazla olanlar diğer öğrencilerden daha başarılı olabileceklerdir. Bu açıdan dershaneler, bu adaletsizliği ortadan tamamen kaldırmasa bile fırsat eşitliğini sağlama adına önemli bir misyon yüklenmektedirler..

Ergenlik dönemi gençler için sıkıntılı bir dönemdir. Bu sıkıntılı ve tehlikelere açık olan dönemde öğrencileri eğitim ortamı içerisinde tutuyor olmak bile çok önemlidir. En azından veli, çocuğunun nerede olduğundan, hangi ortamda bulunduğundan haberdardır.

Aslında düşünülen sistemin artılarını eksilerini ele alacaktım, ama direk ‘yasak hemşerim’ cilerden dolayı yazı farklı bir minvale kaydı. Tabii ki eleştirilecek noktalar var… Oturup onlar konuşulmalı, en ideal sistem bulunmalı. Ama bu yapılırken akıl merkez alınmalı, tecrübelerden istifade edilmeli… İdeolojiler ve önyargılar beynimize kement vurmamalı.

ÜNİVERSİTELERİ KAPATALIM, NE SINAV KALIR NE DE DERSHANELER!

Her ÖSS’den önce ya da sonra yapılan konuşmalarda velilerin ve öğrencilerin hoşuna gidecek, onların nefsini gıdıklayacak açıklamalar peşi peşine sıralanıyor. Yok, neymiş sınavlar kaldırılacakmış, dershaneler gereksizmiş ve eğitim hayatımız onlarsız çok daha güzel olacakmış… mış… mış…

Ninni gibi değil mi? ÖSS’nin ne anlama geldiğinden haberdar olanlara, sınavın niçin gerekli olduğunu bilenlere ise bütün bu açıklamalar eminim çok komik geliyordur.

Bütün bu açıklamalar, aslında sadece bugünlere has yapılmış açıklamalar değil. Mazisi darbe hükümetine kadar gidiyor… 1981 yılında, yeni dershane açılmayacağına dair karar alındı. Hatta yapılan planlama içerisinde 1984 yılından itibaren dershaneler tamamen kapatılıyordu. Olmadı… Olmadı…

Daha sonraki yıllarda da çoğu partinin programında sınavların kaldırılması, dershanelerin kapatılması konusu eğitime ilişkin yapılacaklar listesinde en ön sıralarda yer aldı. Bunu propaganda aracı olarak da kullandılar çoğu zaman.

Peki, ÖSS’yi kaldıralım diyenlerin alternatif olarak ortaya koydukları sistem ne? Bir şekilde öğrencileri filtre edip sıralamanız gerekiyor çünkü. Kontenjanı artırmak bir ölçüde öğrencilerin üzerindeki baskıyı azaltabilir. Ama kesinlikle tek başına çözüm olamaz.

Sınava 1,5 milyon öğrenci giriyor ya; kontenjanları da 1,5 milyona çıkaralım. Sorun çözülecek mi? Bu sefer de daha kaliteli üniversite ve bölümlere girmenin mücadelesi verilecek.

Çözüm olarak öne sürülen görüşlerden birisi de ÖSS’yi kaldırıp “Olgunlaşma Sınavı” yaparak öğrencilerin başarılarını ölçme. Bir yol olarak düşünülebilir; ama şunu belirtmek lazım: Ortada yine bir sınav gerçeği var… Bunu tutup da sınavsız üniversiteye yerleştireceğiz şeklinde takdim edemezsiniz.

Hayale vergi yok, hadi birlikte hayal edelim… ÖSS’yi kaldırdık diyelim. “Olgunlaşma”, “Dolgunlaşma” vs. adında yeni bir eleme ve sıralama sistemi oluşturduk… Ama kesinlikle o meş’um, lanet ÖSS kelimesini kullanmadık! Dershaneleri de kapattık, oh be nefes aldı millet! Her şey güllük gülistanlık! Acaba öyle mi?

Ne olacak ben size söyleyeyim: Dershaneleri kapatırsanız, maddi durumu çok iyi olan, kalburüstü diye tarif edilen bir grup öğrenci, özel ders imkânlarından sonuna dek istifade edecek. Yeni yeni palazlanmaya başlayan, anne babası çoğunlukla eğitimsiz olan ve genelde varoşlarda yaşayan gençler bu imkâna sahip olamayacağı için üniversiteleri sadece kapılarının önünden geçerken görecekler! Zenci, zenci olarak yaşamaya devam edecek; beyazsa beyaz olmanın lütuflarını iliklerine kadar hissedecek.

“Eee okullarda verilen eğitimi her ikisi de alıyor. Niye zenci beyaz ayırımı olsun ki! Hem Devlet okullarının sağladığı imkânlar özel okullarla aynı.” şeklinde realiteden uzak görüş beyan edenler olabilir.

Fiziksel ve sosyal imkânları çok geniş olan özel okullarda 15 – 20 kişilik sınıflarda eğitim gören, üstüne de özel ders alan öğrencilerle, 50 – 60 kişilik sınıflarda eğitim gören, maddi olanakları yetersiz öğrenciler ne derece eşit eğitim alabilir?

Sistemi değiştirmek için kullanılan referans hatalı. ÖSS’yi kaldıralım düşüncesinin oluşmasına neden olan faktörlerden belki de en önemlisi dershanelere aktarılan paralar. Kimse olaya eğitim açısından bakmıyor. Dershaneleri kapatmak için ÖSS’yi kaldıralım şeklinde realiteden uzak, uçuk fikirler öne sürülüyor.

Dershanelerde verilen eğitim biçimini, kalitesini eleştirebilirsiniz, ama ifa ettiği fonksiyonları göz ardı edemezsiniz. Dershaneler belli ölçüde de olsa eğitimde fırsat eşitliğini ülke sathına yayma gibi önemli bir görevi icra etmektedir.

Bundan üç sene, beş sene, on sene sonra da yine çoğu siyasi partinin programında sınavları kaldıracağız, dershaneleri kapatacağız cümlesinin olacağını şimdiden garanti edebilirim. Tıpkı sınavların ve dershanelerin hayatiyetini devam ettireceğini garanti edebileceğim gibi!

Kesin çözüm ne mi? Üniversiteleri kapatalım, ne sınav kalır ne de dershaneler!